Posts by atoplu

Tarihçe

Fransız Dassault Aviation şirketi tarafından 1950′li yılların başında tasarlanan Mirage III, dünya üzerinde birçok ülke tarafından kullanılmış, çok iyi satış rakamlarına ulaşmış, askeri havacılık tarihinin önemli avcı uçaklarından biridir.

Halen E modeli bazı ülkeler tarafından kullanılan Mirage III’ün hikayesi 1952′de Fransız hükümetinin hafif, her hava koşulunda görev yapabilecek, 6 dakika içinde 18.000m (59.040ft) irtifaya çıkabilecek ve düz uçuşta Mach 1.3 hıza ulaşabilecek bir önleme uçağı talep etmesiyle başladı. Bu talebe Dassault, Mirage I ile karşılık verdi. Mirage I’in beklentileri karşılayamayacak derecede küçük boyutta olması sebebiyle yoluna Mirage II ile devam eden Dassault, büyük gövdesi ve güçlü Snecma Atar motoruyla donatılmış Mirage III modeliyle tasarımına son şeklini verdi.

İlk uçuşunu 1956′da yapan Mirage III, sahip olduğu delta kanat tasarımı sayesinde hemen dikkatleri çekti ve Fransız hükümetinin tüm isteklerini karşıladığını kanıtladı. Thomson-CSF Cyrano radarıyla donatılan Mirage IIIA modeli 1958′de Mach 2.2 hızına ulaşan ilk Avrupa üretimi jet uçağı olarak kayıtlara geçti.

Mirage IIIC, Mirage serisinin ilk seri üretim modelidir. Çift kişilik eğitim modeli de Mirage IIIB olarak adlandırılmıştır. İlk uçuşunu 1960′da yapan Mirage IIIC, Snecma Atar 09B turbojet motoruyla donatılmış bu tek kişilik bir av-önleme uçağından Fransız Hava Kuvvetleri’nde toplam 95 adet görev yapmıştır. Mirage IIIC’ler 1988′de hizmetten kaldırılmıştır.

Kit

HobbyBoss’un tamamen yeni kalıp olarak üretip piyasaya sunduğu Mirage IIIC, ortalama bir plastik kalitesine sahip. Çinli firmaların ürettiği çoğu makette olduğu gibi bu kitin plastiğinin üzeri de hafif pütürlü bir yapıya sahip. Kanopi camları yeterli derecede şeffaf fakat ince bir kalıp çizgisi var. Kutudan Mirage IIIC’lerde kullanılan mühimmatların çoğu çıkıyor. Decal seçeneği de zengin. Ben tercihimi Fransız Hava Kuvvetleri’nin Dijbotui’de üslenmiş bir filosuna ait iki renk çöl kamuflajlı olan modelinden yana kullandım.

Yapım

Yapıma öncelikle kitin içinden çıkan fırlatma koltuğunu AirWaves firmasının çıkardığı resin koltukla değiştirerek başladım. Kitin kokpit içi çok zayıf. Bu eksikliği de Eduard’ın renkli Photo-Etch (PE) seti ile gidermeye çalıştım. Fakat bu setten çıkan panellerin rengi yanlış. Kitten çıkan sağ, sol ve ön kokpit panellerini, üzerlerindeki detayları kazıdıktan sonra uygun PE parçalarını yapıştırdım. Kokpit elemanlarının tamamına Tamiya siyah attım. Enamel açık gri ile kuru fırçalama yaparak kokpitteki düğmelerin, çıkıntıların görünmesini sağlayıp biraz hacim kazandırdım. Ön paneldeki göstergelerin içlerine parlak vernik damlatıp cam gibi görünmelerini sağladım. Sol panelde olması gereken gaz kolunu ufak plastik parçalar eklemek suretiyle hallettim. HUD camının geleceği yerlere minik plastik şeritler yerleştirip burayı da gerçeğine uygun hale getirdim. Bu arada kokpitte, HUD arkasındaki panel bölümünde her iki tarafta büyükçe boşluklar var. Tamiya Epoxy macun ile yanlardaki boşlukları doldurup kanopi bölümüne son şeklini verdim.

Gövde parçalarını birleştirmeden önce uçağın arkaya doğru şaha kalkmaması için burun kısmına kurşun ağırlıklar yerleştirdim. Ön tarafa ağırlık desteğinde bulunduktan sonra motor parçalarını birleştirdim. Başımı montaj sonrası ağrıtacağını fark ettiğim için egsozu ve iç kısımdaki motor bloğunu önceden yapıştırmadım. Onun yerine yapım kılavuzunun aksi bir yol izleyerek tüm motor aksamını gövde parçalarını birleştirdikten sonra arkadaki açıklıktan içeri doğru ittirerek yerine oturacak şekilde planımı yaptım. Gövde ve kanatlardaki kalıp izlerini, göçmeleri macunlayıp zımparaladıktan sonra kaybolan detayları yeniden açtım.

Kanat montajının sorunlu olacağı her halinden belliydi. İnternette yaptığım araştırmalarda da gördüğüm üzere kanat-gövde birleşimine çok dikkat edilmesi gerekiyordu. Kitin en zor bölümü burası. Gövde yanaklarına direnç kazandırmak için kestiğim plastik çubukları içeriden yapıştırdım. Kokpiti yerine yerleştirip, kanopi siperliğini yapıştırdım. Kanat-gövde montajında yine yapım kılavuzunun aksine önce alt kanadı yerine defalarca alıştırarak, oturmayan, birbirine değmeyen yüzeyleri zımpara ve eğe ile düzelterek yapıştırdım. Alt gövdede seviye farkı yaratacak bölüme ince plastik parçalar kesip seviyeyi yükselttim. Kanat köklerini gövdeye sağlam bir şekilde yapıştırdıktan sonra, Mirage III’lere has kanat formunu da korumaya gayret ederek alt ve üst kanat parçalarını birbirlerine yapıştırdım. Diğer problemli bölge olan hava alıklarını da yapıştırdıktan sonra kiti kurumaya bıraktım.

Tüm birleşim yerlerinin iyice kuruduğundan emin olduktan sonra problem yaratan yerleri macunladım. Derin boşluklar olan yerlere ise (iniş takımı yuvasının gövdeye birleştiği yerdeki yarık gibi) ince plastik şeritler yerleştirip çirkin görüntüyü kapattım. Kontrol amacıyla tüm birleşme yerlerine ve macunlu bölgelere akrilik boya sürüp gerekli düzeltmeleri yaptıktan kontrol ettikten sonra sıra flaplara geldi. Burada bir karar vermek gerekiyor. Eğer flapları inik durumda yapacaksanız, kanat altındaki destek parçalarıyla beraber silah lançerinin arkasını da kesip düzgün bir açıda yeniden yapıştırmanız gerekiyor. Kitin devamında bana sorun çıkaracağını düşünerek flapları düz vaziyette yapıştırdım. Yanlış bir kararmış. Hobbyboss bu flapları inik pozisyona göre tasarlamış anlaşılan. Zira düz pozisyonda yapıştırdığımda gövdeyle seviye farkı oluşturdular. Çaresiz flapları kanada uydurmak için tesviye ettim. Üstündeki detaylar ve perçinler yok oldu.

Kitin genel olarak bazı bölgelerinde tesviye sırasında kaybolan detay ve perçinleri çeşitli el aletleri kullanarak tekrar açtım. Beni en çok zorlayan ve zamanımı alan süreç bu oldu. Boya öncesi son kontrolleri yaptıktan sonra kite astar olarak Alclad Grey Primer attım. Peşinden mat siyah ile ön gölgeleme yaptım. İniş takımı yuvalarını Alclad Aluminium ile boyayıp maskeledim. Yapacağım Mirage IIIC’nin gövde altı rengi olarak Light Blue Grey verilmiş. İnternetteki kısıtlı fotoğraflara bakarak bu rengi gri ve mavi tonlar kullanarak tutturmaya çalıştım. Renkten tatmin olunca alt gövdeye attım ve kurumasını takiben maskeledim. Kitin radomunu ve kokpitini maskeledikten sonra gövde üstü renkleri boyamaya başladım. Tabi önce mat siyah ile ön gölgeleme yaptıktan sonra. Fransız Hava Kuvvetleri’nin o bölgede görev yapan uçaklarına uyguladığı iki renk çöl kamuflajının kodlarını bulmak mümkün olmadı. HobbyBoss Gunze renk skalasından H72 Dark Earth ve H79 Sandy Yellow vermiş. Gözüme fena gelmedi ve aynen uyguladım. Önce kitin tamamına Sandy Yellow attım. Sonra boyama kılavuzuna bakarak Sandy Yellow olan bölgeleri maskeledim. açık sarı olan yerleri makasla keserek ayırdım. Bu kağıtları kite yerleştirdim. Peşinden Dark Earth atıp, tüm maskeleri söktüm. İki renk arasındaki yumuşak geçişleri boya tabancasıyla serbest elle attım. Radomu da siyaha boyayıp gövde altındaki maskeleri de kaldırdım. Son bir kontrol yaptıktan sonra kite Tamiya X-22 parlak vernik attım. Kuruduktan sonra decalleri yapıştırıp tekrar parlak vernik uyguladım. Kitin verniği kururken iniş takımı dikmeleri ve kapaklarıyla ilgilendim. Buralarda da ciddi kalıp izleri vardı. Macunla düzeltildi. Modele yağlı boya ile panel yıkama yaptıktan sonra antenlerini monte ettim. Kokpit bölümünün de maskesini çıkarıp fırlatma koltuğunu yerleştirdim. Modelin en son iniş takımlarını ve yakıt tanklarını monte ettim. Pito tüpü ise radoma yapışmada zorlandı. Macunlar uygun bir form yakalayıp radomu tekrar boyamak zorunda kaldım. Böylece kit bitmiş oldu.

Her ne kadar HobbyBoss bu kiti yeni kalıp çıkarmış olsa da, titiz bir çalışma yapmamış. Kanat gövde montajı çok sorunlu. Hava alıklarında sürprizlere hazır olun. Kitin kokpit içi neredeyse yok gibi. O yüzden bir ön hazırlık ve araştırma yapmak şart. Bu kiti anca tecrübeli maketçilere öneriyorum. Vaktimin çoğunu montaj ve tesviye sırasında kaybolan detayların tekrar açılmasına verdiğimi söyleyebilirim.

Levent Başara

Mart 2011

Tarihçe;

İlk uçuşunu 1974 yılınmda gerçekleştiren BAE Hawk,Folland Gnat jet eğitim uçaklarının değiştirilmesi amacıyla hayata geçirilmişti.Aslında 2 kişilik Sepecat Jaguar tayyaresi Gnatlar’ın değişitirilmesin kullanılacaktı ki bir süre sonra Jaguar’ın fazla karmaşık ve pahalı bir uçak olduğu konusunda RAF (Kraliyet Hava Kuvvetleri) yetkilileri hem fikir oldular.

1976 yılında filolarda eğitim jeti olarak kullanılmaya başlayan Hawk’ın şaşırtan performansı, düşük bakım-tutum maliyeti uçağın hava-hava görevlerine de verilmesinin yolunu açtı. Şöyle ki;bir savaş durumunda Tornadolar sahip oldukları güçlü Foxhunter radarlarıyla havadaki diğer Hawk jetlerini yönlendireceklerdi. Bu İngilizler için havada fazladan  önleme uçağı anlamına geliyordu ve ekonomik bir çözümdü.

Uçağın başarısı elbette İngiltere dışına da taştı; zaman içerisinde T.1 modelinden T.200 modeline ( F-16A radarı taşıyan,hava-yer görevleri icra edebilen bir üst sınıf uçağa dönüşmüş hali) ve uçak gemilerinde inip kalkıp inebilen T-45 versiyonuna kadar bir çok versiyon üretildi. Toplam 900 adet gibi ciddi bir üretim rakamını yakalayan uçak bugün başta körfez ülkeleri olmak üzere toplam 18 ülkenin Hava Kuvvetlerinde görev yapmaktadır.

Hawk,şüphesiz modern zamanların en iyi eğitim jeti olduğu kadar ufak boyutlu, güncel silah ve aviyoniklerle donatılmış başarılı bir av-saldırı jetidir.

Kit:

Uzakdoğulu üreticilerin  maket aleminde atağa geçmesini müteakip gardını yükseltmek adına batılı üreticiler kah eski kalıpları yeni sulu çıkartmalarla destekleyerek,kah mevcut kitlere PE koyarak yada yeni kalıplar bastırarak mücadele etmeye çalışmaktalar.

Kitimiz 48 ölçekli Hawk T.1 işte bu çabaların bir meyvesi. Kırksekiz ölçekte yegane seçenek olan Airfix kitin den sonra modelcilere  çölde bir vaha gibi gelen kit yanında gelen asit indirme levhası ve kaliteli dökümüyle göze hitap etmekte.Herhangi bir çapak,kalıp çökmesi vb. olumsuzluk görünmemekte.

İçe detay kit bizlere 4 profil sunmakta;2 adet komple siyah  RAF, 1 adet gri ve yeşil renkli RAF ve İsviçre Hava  Kuvvetleri’ne ait beyaz-kırmızı çekici bir profil.Sulu çıkartmaların kalitesinden bahsetmeme gerek yok;Italeri’nin belki de bizlere sunduğu en güzel şeylerden birisi özenli basılmış sulu çıkartmalar.

Silah donanımı olarak ise 2 adet yakıt yankı,1 makinalı podu ve 2 Aim-9 sidewinder füzesi verilmiş.Sanırım bunlar T.1 modelinin taşıyabildiği silahlar.

Flapların inik yapılabiliyor olması,detaylı iniş takım yuvaları birer artı. Şeffaf parçaların kalitesi yüksek.Özellikle kanopi camının içindeki teller  çok ince kalıplanmış.

Kutu içi kalitesi modelciyi tatmin ediyor.Kit oldukça masum durmakta.Tabii gerçekler parçaları çerçeveden ayrılıp vucuda geldiklerinde ortaya çıkacak…

Montaj ve Boyama;

Kitin yapımı her zamanki gibi (çoğu diyelim yada) Kokpit mahallinden başlamakta. Yan konsollar ve ön panel asit indirgeme dediğimiz (PE) olarak verilmiş.İçi  Gunze aircraft grey ile boyandı.

İtalyan mühendisliğinin Japon mühendisliğinin yanında biraz  zayıf kaldığını söylemek mümkün.Ancak;biraz sabır,biraz macun ve zımpara sorunları halledebiliyor.Kitin en çok sorun çıkaran kısmı 2 gövde yanının altta kalan birleşme kısmı. Kanatların oturacağı yüzeyi biraz traşlamak gerekmekte.Tabii birde ‘olmazsa olmaz’ dediğimiz hava alıklarının problemli olma olayı var ki kit üreticilerinin bunu bizlere iş çıkartmak için maksatlı yaptıklarını düşünmedene demiyor insan.

Uçak Gunze  parlak siyah ile boyandı,parlak vernik olarak Tamiya X-22 ve satin son kat olarak Microscale satin finish kullanıldı.Beyaz boya gene Gunze matt beyaz.

Sulu çıkartma seçeneklerinden İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin 74. filosuna bağlı ve kuyruğunda Kaplan resmi olanı seçtim.

Sonuç;

Yıllardır tek alternatif olan Airfix Hawk’ın ardından 48 ölçekte hoş bir çalışma.Asit eritme seti,inik yapılabilen flaplar,özenli dekaller birer artı.Hava alıklarının ve kanat-gövde birleşiminin  sıkıntılı olması eksi.Değerlendirme size kalmış. Ancak ben eksilerin artılardan fazla olduğunu düşünmekteyim.

Herkese sağlık,huzur ve bol modeller….

Zafer Yılmaz

Şubat 2011

Tarihçe
Temmuz 1941 tarihinde ABD Ordonat Kolordusu tarafından hafif zırhlı araba ihtiyacı olduğu duyuruldu.(ağır zırhlı istenilen araç daha sonra T18 Boarhound adıyla üretildi). Ford firması tarafından tasarlanan 6×6 çekişli prototipe T17 ve Chevrolet tarafından geliştirilen 4 x 4 çekişli araca da T17E1 adı verildi. İki aracında taretinde 37 mm lik top ve buna eş eksenli makineli tüfek ayrıca bir adette kavisli MT bulunuyordu. Bazı T17E1 modellerinde sonradan uçaksavar amaçlı ilave makineli tüfekte takıldı. Üretimine Ekim 1942 tarihinde başlandı . Ancak ABD Ordu yetkilileri daha hafif olan M8 Greyhound modelini kullanmaya karar verdi. Üretilen silahsız 250 adet araç Askeri Polis birliklerine verildi. İngiltere de ise aracın üretimine devam edildi. İngiltere de T17 modeline Deerhound ve T17E1 modeline Staghound adları takıldı.

Staghound modelinin yenilikçi tasarımı bazı gelişmiş özellikleri de barındırmaktaydı. Arkaya bakan iki adet 6 silindirli motoru ve otomatik difransiyel sistemi doğrudan iki aksı besliyordu. Jiroskop sistemi sayesinde 37mmlik top sabit etışlar yapabiliyordu.
yaptığım model ise Mk.III versiyonu. Diğer versiyonlardan taretinde farklı olarak 75mm top ve BESA marka makinalı tüfeği var

Kit
Kit, Italeri’ nin son dönemlerde çıkardığı metal namlu ve Photo etch parçalarla beraber kutuladığı model. Modelimiz, açık gri plastiğe basılı olarak üç çerçevede 84 parça olarak geliyor. Hassas parçalar için Italeri bir de PE çerçevesi eklemiş modele. Far ve çamurluk koruması gibi nispeten plastik enjeksiyon ile inceliği verilemeyecek parçaları bunlarla üretebiliyorsunuz. Ayrıca kutudan bir de metal namlu çıkıyor.
Maalesef aynı kalite, kitin plastiği için geçerli değil. Oldukça yumuşak -ki tamiya yeşil kafa ile bile eriyor- ve bazı parçaları oldukça kaba.
Kutudan iki profili destekleyecek şekilde ıslak çıkartma seti çıkıyor. Biri İngiltere’ deki eğitim alayına diğeri de 1945′ de Almanya’ da bulunmuş Kanada Taburu’ na ait.

Montaj
Modelin montajına şaseden başladım. Az parçalı ve birleşmede sorun çıkartmadığı için bu aşamayı hızlıca geçtim. Sadece sürücü ve telsizci kapaklarının çevresine biraz tesviye yapmak zorunda kaldım.
Daha sonra tarete geçtim. Taret şaseye göre daha meşakkatli idi. Özellikle mantlet ve taret birleşim yeri oldukça sorun çıkardı. Taret ve şasede kaynak birleşim yerlerini çerçeveyi eritip yeşil kafa ile yumuşatıp yaptım. Ölçeğe göre abartılı durmasına rağmen orjinalinden çok daha başarılıydı. Sonra Academy’ nin aksesuar setinden İngiliz yedek parçalarını modele ekledim. Bu aşamadan sonra model buna benzemişti. Bu aşamadan sonra modelin montajı genel olarak bitmişti.

Boyama
Boyamada Tamiya’ nın akrilikleri olan XF-58, XF-3 ve XF-75′ ü kullandım. Ana renk olarak XF-74′ ü attıktan sonra XF-3 ve XF-58 ile araca tonlama yaptım. Ama daha sonra ana rengi beğenmeyerek XF-74 ile genel olarak ince şekilde boyadım.

Eskitme
İlk aşamada ana rengi soldurmak amacıyla modele akrilik buff yıkama yaptım. Akrilik buff yıkama, buff rengini iyice su ile inceltip kalın bir fırça ile modele sürülmesinden ibaret. Bu hem ana rengi soldurup model üzerinde yeni tonlar oluşmasına yol açarken hem de kıyıda köşede birikerek iyi bir tozlanma etkisi de veriyor. Daha sonra modele Mig Productions’ ın seti ile filtreleme yaptım. Bu genel olarak renkleri birbirleriyle kaynaştırdı ve kontrastı azalttı. Akabinde yine Mig Productions’ ın Dark Wash u ile detay yıkamasını yaptım. Bu detay yıkamasının amacı karanlık kalacak bölgelerin daha da belirginleştirmesi içindi.
Bu aşamadan sonra modele boya dökülmesini uyguladım. Özellikle personelin yürüdüğü ve kapı gibi sık açılıp kapanan bölgeler bundan nasibini aldı. Boya dökülmesi için ise Vallejo’ dan “Bright green” ve Panzer Aces’ tan “Rust” rengini kullandım. Buradaki yöntem ise; ilk kat olarak açık yeşili ince bir fırca ile modele uyguladım. Kurumasının ardından rust rengi ile içlerini doldurdum. Buradaki mantık, ilk kat boyanın çizilip açılması ve daha derine inmiş olan metal alanın paslandığını göstermekten ibaret.
Bu aşamalardan sonra modele Mig pigmentleriyle giriştim. Kullandıklarım Europe dust, russian earth ve industrial dust ürünleriydi. İlk ikisini genelde yürür aksama ve modelin alt kısımlarına industrial dustı ise üst kısımlara uyguladım. Bu araca daha gerçekçi bir görünüm kazandırdı. Bundan sonra model üzerindeki aksesuarları Vallejo’ nun fırça serisinden ilgili renklerle boyadım.
Gneel olarak eskitmesi biten modeli aksesuar olarak biraz daha geliştirmek istedim. Netten ve çeşitli kitaplardan gördüğüm kadarıyla mürettebat, araçlarını “çarşamba pazarı” gibi dolduruyorlardı. Yine Academy’ nin aksesuar setinden faydalandım. Ayrıca modelin üzerindeki bez, çaput gibi parçaları ise Tamiya’ nın çift bileşenli puttysini hamur gibi açarak, istediğim şekilde kesip hazırladım. Daha sonra bu parçaları boyadım.
Daha sonra modellerim üzerinde uzun zamandan beri denemek istediğim çamur sıçramasını simule etmeye çalıştım. Bu teknik ise, kabaca hiç inceltmeden pistoleye aldığım Dark Earth boyasını çok düşük basınçta modele uygulamaktır. Düşük basınçtan dolayı boya dağılmayıp aynen çamur gibi modele düşmekte. Bu tekniği uygulamadan önce önce birkaç ayrı yüzeyde denemekte fayda var.
Bütün bu aşamalardan sonra modelim bitmiş oldu.

Ayhan Toplu
Ocak 2011